Benden bir yaş küçük. Daha önce tanışmıştık aslında biz onunla, yani bir yıl önce değil de 8-9 belki 10-11 sene önce görmüştüm ilk kez onu. Okulda. Bi sınıf üstteydim ondan. Ama düşünememiştim bir gün kardeşim olabileceğini, müneccim değiliz ki hacı. Aile dostumuzun kızı. Her hafta iki aile beraber bişeyler yapardık. Artık o iki aile yok. Bambaşka üç aile var. İkisi temelden yıkılmış, diğeri pembe panjurlu.
Çocukluğumla gençliğimin tam ortasından geçen fay hattının birgün 8.6 ile sallayacağını söylemedi kimse bana. Ona göre yapmamıştım ben binalarımı, sığınaklar yaptırmamıştım kendi içime, saklanabileceğim. Dışarıya koştum o yüzden de. Hep kaçtım. Koştum. Avundum.
Sustum.
Gökalp.
Küçük kardeşimin binaları daha sağlamdı neyse ki. Gerçek bi erkek olduğunu kanıtlamış oldu bir kez daha. İçini bilemem; dışında bir sıyrık bile yoktu. Değiştiremedi onu yaşadıklarımız. Yordu belki ama o tombul kollarıyla öyle bir karşı geldi ki saçmalıkların onu bunalıma çekmesine. 4.2 hissetti. Masanın altına bile girmedi. Siklemedi lan herif resmen.
Helal olsun.
Sana helal olmasın baba.
Küçücük çocuktum, dua ederdim. Çocuk aklı işte. "Allahım nolursun benim annemle babam da ayrılmasın." derdim. Çok şey istemişim herhalde. Belki de dua etmeyi bıraktığım için oldu. Ama hep gittim ben cumalara yine de. Küsmedim. Dedim ki belki bigün bi mucize falan olur.
Yok hocam barışmadılar.
Babam evlendi.
Olsun. Hâlâ giderim cumalara. Sağlığıma şükrederim, aç olmadığıma şükrederim. Elimden gelen bişey yok bilader. Napıyım ? Ağlıyım mı ? Babamın evini mi yakıyım ? Kafasına silah mı dayıyım ? Biz Foça çocuğuyuz. Yakışmaz bize.
Diğer bi yandan, bi yerden sonra bize düşen saygı duymak sanırım.
İkinci Bahar.
Severdim o diziyi. Şarkıyı da. Artık sevmiyorum. Hoşuma gitmiyo s.ktimin muhabbeti. Yıkıp geçtiğin köylere artık bahar gelmiyo baba. Hep kış amına koyyim. Bu ne saçma iştir ya. Ev 4 senedir buz gibi lan. Yazın ortasında üşüyorum yatakta. Renkler soluk. Sevemedim sen gittiğinden beri. Yazın arkadaşlarla bütün gece içip gülmekten altımıza sıçsak da eve gelince Nazgûl'ü görmüş gibi oluyorum baba. Herşey birden karanlık oluyo. Gülemiyorum. Sonra solum öyle acıyo ki. 4 yıl geçti. Hiç azalmadı. Taptaze.
Kimseye söyleyemiyorum biliyomusun baba. Söyleyince o gece uyuyamıyorum. Gözüme bişey kaçıyo uyumadan önce. Anlıyolar ama. Yoksun çünkü, kör mü bu insanlar ? Nerdesin hani ? Siktirdin gittin İkinci Baharına... Bazen annemle geziyoruz çarşıda. Hiç sen olmuyosun. Hep annem, Gökalp ve ben. Nereye gitti bu adam diyolar. Gelip söylesene onlara, geri dönmemek üzere gittim diye. Artık başka bi hayatım var, daha mutluyum, açlıktan ağzım kokuyo desene. Çocuklarımı çok özlüyorum, annemi, babamı, kardeşimi çok özlüyorum desene. Pişmanım gittiğime desene hadi. Amıma koyyım, dünyanın en mal insanıyım, rahat battı kıçıma desene gelip. En yakın arkadaşının eski karısıyla evlenmenin ne kadar hoş bi duygu olduğunu anlatsana. Herkesi kendi mutluluğun için yıkıp geçmenin ne kadar eğlenceli olduğunu öğretsene bize.
Mal mısın ?
Bok mu var amına koyyım da gidiyon ?
Çok geç olduğunu biliyorum. Öküz değilimdir bilirsin sen beni. Ama yine de keşke diyorum be baba. Yine öğretmen evinde arkadaşlarınla kağıt oynasaydın da yanına gelip "Baba yemek hazır, bitiyo mu oyunun ?" diyebilseydim. Acıktın mı ? deseydin sen de bana. Çok acıktım, ekmekleri bile kestim, yoğurt da aldım." deseydim. Keşke. Her akşam o siktimin televizyonunun başına geçip hiç konuşmadan aynı yöne bakabilsek. Annem sürekli bişeyler getirse. Ağzımız hiç durmasa. Kestaneleri çizsen bi yandan. Annem mısır patlatsa. Gökalple güreşseniz. Üstünüze atlasam.
Gülsek.
Söz bak bidaha öbür eve gittiğimizde sıkılmıcam ordan. Sırf sen orayı daha çok seviyosun diye. Oralarda vakit geçircem. Boş boş oturcam sırf senin için. Çiçek sulamayı hiç unutmıcam baba. Kuşa yem vermeyi de unutmıcam. Valla ya. Yeter ki dön.
Kuş yakında ölcek baba. Belli ediyo hafiften. Biliyosun ne zaman beni görse heycanlanıp bişeyler anlatmaya çalışıyo. Artık anlıyorum. O da mutsuz. Dedi ki ; herşey eskiye dönerse ölmicekmiş. Ayağını da kanatmıcakmış bi daha. Her sabah seni şarkılar söyliyerek uyandırcakmış. Arada bakıyorum da gözlerini kaçırıyo benden. Ağlamadım efekti vermeye çalışıyo. Ötüyo falan bişeyler yapıyo. Ama öterken sesi çatallanıyo baba. Boğazı düğümleniyo.
Lütfen baba.
Sen duygu sömürüsü yapmayı seversin. Ben hiç sevmem bilirsin. Ama al bak ağlıyorum. Oda arkadaşımın haberi yok. Kapüşonu taktım, başımı önüme eğdim. Köşeye atılmış piç gibiyim. Yarın finalim var. Sikerim finali de ha. Ağlıcam bu gece amına koyyım dokunma bana. Yarın arıcaksın ya beni, okul nasıl diceksin ya; çok iyi baba, çok çalışıyorum dicem. Bunların hepsi kimin eseri biliyomusun baba ? Neden böyleyiz biliyomusun ?
O okuldan gelip de dönmemek üzere gittiğini öğrendiğim günü hatırlıyomusun ? Hani hıçkıra hıçkıra arayıp "baba dön" demiştim. Şu kahpe hayatta bi kez olsun oğlunu dinleseydin be baba.
Baksana halimize.
Neyse daha fazla ağlayamıcam baba. Keyfine bak sen. Ama bak bişey isticem senden, dönmek kadar zor olmıcak. Balkonda denize karşı çay içerken dinle bunu, belki sana bişeyler ifade eder.
Adamakıllı İngilizce bilsen anlardın ne demek istediğimi ama olsun baba, önemli diil. Bilmen gereken : Because of You = Senin Yüzünden.
Yada boşver baba. Sadece çayını iç sen.
























